|
Aynı akşam ise yine köy meydanında ilçemizin bütün köylerinde olduğu gibi deve oyunu, pamukçu kızlar gibi seyirlik oyunlar oynanırdı. Deve sahibi devesi öldü numarası ile maniler söyler ve köyün ileri gelenlerinden bahşiş toplardı.
Devenin önüne koydum samanı Evlerinin önü asma
Gitmez gözümün dumanı Asmanın dalına basma
Yetiş Ören imamı Vereceğin dört metre basma
Devem öldü benim Düğün sahibi kendini geri kasma
Devenin rengi sarı
Kimde buranın anahtarı
Bahşiş vereceğim diye korkma
Gel Ören muhtarı
Bu eğlenceler devam ederken oğlan evi tarafından kız evine kına götürülür geline yakılarak kaynana tarafından hediyeler verilir. Bu esnada;
Koca kapının kanadı Tarlaya pamuk ekeni Ey hengiler hengiler
Üstüne kumru tünedi Ayağına batsın dikeni Hengi değil şengiler
Oğlanın inadı tuttu Yıldırımlar çarpsın Gelinin nazik topuğu
Kızı bize koymadı Benim sevdiğimle yatanı Sıkmasın özengiler
diye maniler okunur.
Gece yarısı gelip davul zurnalar sustuktan sonra köy kızları toplanarak Çingene, dilenci, damat gibi değişik kılıklara girerek oğlan evine giderler, damat adayından, babasından annesinden hediye ve yiyecekler alarak kendi aralarında yerlerdi.
Pazar günü sabahı yine eğlence devam eder öğle namazından sonra davul zurna eşliğinde köy sokakları dolaşılarak kadınlar tarafından düğün evine götürülmek üzere hazırlanan saraylı veya boyalı tatlılar toplanarak düğün evine verilirdi. Eğer tatlı üzerine koyun yünü, keçi kılı veya başka bir işaret konduysa bunun da hediye olarak verileceği anlaşılırdı.
Tatlılar teslim edildikten sonra ikindi vakti kız evine doğru oyunlar eşliğinde gelin almaya gidilir, gelinin hazırlanmasını müteakip anne baba ve diğer büyüklerin elleri öpülerek yengeler eşliğinde ata ya da arabaya bindirilirdi. Bu sırada gelinin annesinin kızının özellikleriyle ilgili ağıtlar yakıp ağlaması da adetti.
Yine oyunlar oynanarak oğlan evine getirilen gelin hemen attan indirilmez kaynana ve kaynata tarafından kendisine sözü verilecek hediyeleri beklerdi. Bu hediyeler hayvan, bağ, bahçe ve tarla gibi şeylerdi. Hediyelerin sözünü alan gelin yengeler tarafından attan indirilir ve içeri alınırdı. Şimdi yapıldığı gibi damat koluna takıp gelini götürmezdi. Gelin içeride bir yere oturtulur ve el öpme merasimi yapılırdı. Gelin burada önüne gelen büyük küçük herkesin elini öper ve verilen para takı gibi şeyleri alırdı. Daha sonra topluca yemek yenir ve düğünün davullu zurnalı eğlence kısmı sona ererdi. Pazartesi günü sabahı gelin erkenden kaldırır büyük kadınların elleri öptürülür ve kızlar tarafından oynatılarak düğün sona ererdi. Bu kadar yoğun ve farklı işlemler köy halkının yardımlaşması sayesinde eksiksiz, aksaksız yapılırdı. Evinde bulguru, sütü, yoğurdu ve hoşaflık eriği olan düğün evine götürür verecek hiçbir şeyi olmayanlar ise bulaşık yıkamak, yemek yapmak için düğün evine yardıma giderlerdi.
Köyümüzün geçim kaynağı daha çok çiftçilik ve hayvancılık olsa da özellikle bağları ve pekmezi ile BALYA’nın diğer köylerinden ayrılmaktadır. Köyümüzün belli bir bölgesi üzümün yetişmesi için uygun toprak yapısı sağladığından buralara üzüm bağları dikilmiştir. Üzüm yetiştirmek ve pekmez yapmak zor ve uğraş isteyen bir iştir. Bağlarımız üzümlerine kimyasal ilaç atılmaz sadece göztaşı ve kükürt ile yetiştirilir. Pekmezi son derece kaliteli ve ilaç niyetine herkes tarafından aranan yapısı ile isim yapmıştır. Pekmezin içine doğada belli yerlerde bulunan özel pekmez toprağından başka hiçbir katkı maddesi konmaz.
Üzümün toplanıp suyunun (şıra) çıkarılması kaynatılıp pekmez haline getirilmesi bir günü bulmaktadır. Ayrıca köyümüz topraklarında her türlü meyve ( fındık, dâhil) yetiştirilmektedir.
Köyümüzü gezip görmek, haziran ayından itibaren kirazını, süt eriğini, eylül ayında üzümünü tatmak, pekmez yapılışını görmek veya bir hayır yemeğini yemek isteyenler sizleri bekliyoruz. Unutmayınız ki yalnızca bir tane olan kahvehanemizde size çay ikram edecek ve sizinle sohbet edecek birileri mutlaka olacaktır.
|